
Sadri Alışık öldü,Nubar Terziyan,Sami Hazınses,Turgut Özatay,Belgin Doruk öldü.Siyah-
beyaz türk filmleri vardı.Ayhan Işık içerde ders çalışırken,mum ışığında onu okutmak için gizlice dikiş diken bir
annesi vardı…
Araba çarpıpta kör oluveren Ediz Hun’un ameliyatını yapan doktorlar ne de babacandı !. Ya o boğaza bakan tepedeki çam ağacının altında el ele tutusmalar… Kızlar aşkından verem olurdu o günlerde… Hepimiz Kemlalettin Tugcu kitaplarından fırlamış iyi cocuklardık.Kayınpederimiz Hulusi Kentmen gibi olsun diye hayal ederdik,yüzü asık,altın kalpli !. Adile Naşit hasta komşusuna çorba götürür,gözyaslarını gizyerek kahkaha atardı.Turşu yüzünden küserlerdi Münir Özkul’la,ağzımızda bir elma dolusu gülümseme.Soğuk bir Cuma sabahı bir elimizde beslenme çantamız,bir elimizde tereyağlı ekmek okula hazırlanırken AGA markalı lambalı radyodan ‘’halk hikayeleri’’ diyen gür sese hayran,masalcıklar dinlerdik;efektör Korkmaz Çakar !...
Belli belirsiz çıngırak sesinden anlardık yoğurtçunun geldiğini,Filiz Akın,Mithatpaşa Stadı önünde,bir elinde Beşiktaş Bayrağı, ekmek parası kazanan genç bir kızdı…
İnsanlar ölmezdi o filmlerde.Bazen, o da bir saniye sürerdi…
--
Yollara tükürüyoruz şimdi.Sevdiğimizden ayrılıp Boğaz Köprüsü korkuluklarında kameramanlar bekliyoruz.O babacan doktorlar yok artık. Hastanede rehin kalmış bebekler var.Çam Ağacınıda kesmişler.Yerinde gecekondular varmış diyorlar. Kayınpederler artık güler yüzlü,devlet ihalesi peşinde Uğur Dündar’dan kaçıyorlar….
‘’yeterki gel bana senede birgün’’derdi şarkılar. Şimdi ‘’neremi neremi’’diyor sarı saçlı şarkıcı…
Gençlik pop yoluna gidiyor.Veremle savaş derneğimiz var. Kızlar aşkından AIDS oluyor,artık arabalar şöyle bir dokunup kör etmiyor.Freni patlamış kamyonlar sokakta oynayan çocukları ezip evlere giriyor.Döner bıçağı ile gidiyoruz maçlara,kapıda bıyıklı adamlar bayrak satıyor,maçtan önce birlik ve beraberlik ruhuyla İstiklal Marşı okuyup,sonra birbirimizin sülalesine küfrediyoruz.’’Ben tarikatçıların oyununa geldim diyor’’yatakta gizlice kameraya alınmış Filiz Akın…
Dudaklarımızda banka reklamındaki mutlu çiftlerin sahte gülümsemesi.Sabahları SONY Hİ-Fİ’den Cem Ceminay dinliyoruz,’’Aygaz dı dı dım’’diye inliyor kulaklarımız akşamın sekizinde…
Ölümler artık yüzlerce yetmiş milyon saniye sürüyor.Simsiyah bir kutunun sayesinde…İşin kötüsü kanıksadık tüm bunları galiba…
Artık sokaklarda yaşlıları karsıdan karsıya geçiren cocuklar yok. Otobüslerde gazilere ait oturma yerleride yok. İşin kötüsü artık gazilerde yok !...
Tam bir hafta TRT’nin son haberlerinin sonunu dinledim. ‘’Kurtuluş Savaşı gazilerinden ……. Vefat etmiştir’’ haberi varmı diye ? hiç yoktu. Artık bu ülkede 29 Ekim’lerde gururla önümüzden geçen o dürüst vatanperver,borsa,döviz kurları ve yolsuzluklardan habersiz saygıdeğer insanlarda yok. Son defa Kurtuluş Savaşında kurtarmıştık bu ülkeyi bir daha kurtarmamacasına…





































